JOURNAL - OTURMA SİSTEMLERİ & OTURMA ADALARI
BİR ARADA OLMANIN TASARIMI
Yaşadığımız mekânlar dönüşüyor. Günlük hayatın akışkanlığı, mekânlarla kurduğumuz ilişkiyi de sessizce dönüştürüyor. Artık bir mekânda sadece bulunmuyor, o mekânla bir diyalog kurmak, içinde kendi yerimizi tanımlamak istiyoruz. B&T olarak tasarımı formun ötesinde, bu yeni yaşam kültürüne eşlik eden, insanı merkeze alan bir deneyim alanı olarak görüyoruz. Tasarım anlayışımız, yıllar içinde aynı soru etrafında olgunlaştı:
Bir arada olmayı mümkün kılan mekânlar nasıl kurgulanır?
Bu sorunun yanıtını, yaşayan bir mekân deneyiminde arıyoruz. Ortak alanlar artık tek bir senaryoya değil, sürekli değişen bir kullanıcı akışıyla şekilleniyor. Tasarımlarımız oturmaktan çok daha fazlasını; bir araya gelmeyi, geçici duraklamaları, karşılaşmaları ve bazen de kalabalığın içinde kendi sessiz köşeni bulmayı mümkün kılıyor.
Mekânın merkezini tanımlayan Oturma Adaları, çevresinde sosyal bir çekim alanı kuruyor. Herhangi bir yapısal sınıra bağlı kalmaksızın, kendi alanını yaratan bu tasarımlar; insanları belirli bir yöne zorlamadan, serbestçe bir araya getiriyor. Diğer yanda ise, mekânın değişen ihtiyaçlarına göre şekillenen modüler Oturma Sistemleri yer alıyor. Tekil bir formun ötesinde, birbirini tamamlayan bir kurgu; genişleyen, daralan, yön değiştiren karakteriyle her senaryoya doğal bir uyumla dahil oluyor.
Alp Nuhoğlu tasarımı Metric, bu iki karakteri buluşturuyor: hem modüler bir sistemin esnekliğini sunuyor hem de mekânın merkezini belirleyen güçlü bir figür oluşturuyor. Metric’i özgün kılan, kullanıcıya bıraktığı özgürlük. Belirli bir oturuş biçimini dayatmıyor; biri sırtını yaslayıp bekleme halindeyken, birkaç adım ötede küçük bir grup sohbete dalıyor, bir başkası dönüp yeni bir yön seçiyor. Bu anlık, önceden planlanmamış kullanımlar, Metric'in mekâna kattığı değerin özü.
Pick Small ise oturma sistemi anlayışını sade ve dengeli bir formla karşılıyor. Modüler yapısı her plan kurgusunda tutarlı bir düzen yansıtıyor; mekânın karakteriyle rekabet etmek yerine onunla birlikte çalışıyor.
Jin Kuramoto tasarımı Pod, oturma adası anlayışını hem biçim hem davranış olarak taşıyor. Geniş ortak alanların içinde kendi sosyal atmosferini kuran Pod, kucaklayıcı geometrisiyle bir odak noktası oluşturuyor. Nasıl dokunulduğunu, nasıl oturulduğunu, mekânla nasıl diyalog kurulduğunu yeniden düşündürüyor.
Paylaşılan her alan, bizim için yeni bir soru barındırıyor. İnsanlar nasıl bir araya geliyor, nasıl ayrılıyor; aynı mekânda nasıl hem birlikte hem de kendi başlarına kalabiliyor? Koleksiyonumuz bu sorularla şekilleniyor. Çünkü bizim için tasarım; bir oturma düzeni kurmak değil, bir arada olmanın her an yeniden şekillenen hallerini keşfetmek.

